Sahilin kavurucu güneşi altında, sarı saçları dalgalar gibi savrulan o kadın, incecik vücudunu adeta cazibe oyunu yapar gibi sergiliyor. Beyaz kumların üstünde yalınayak yürürken, kalçasını sanki kendi ritmiyle titretiyor; bakışlarıyla her erkeğin içini yakan bir davet sunuyor. İnce mayo ipleri yavaşça çözülürken göğüsleri avuç içine düşer gibi dışarı fırlıyor, teni terle parıldıyor. Yavaş ama keskin hareketlerle eteğini kaldırıp sırtına kadar çekiyor, gözlerindeki ateş asla sönmezken, arkadan yaklaşıp amcığını kıskıvrak kavrayan adam neredeyse nefesini tutuyor.
Kadının kalçasını sımsıkı kavrayıp sertçe dayadıktan sonra, ince belli kadın kendini geri çekmiyor. Adamın yatağına benzer kumlara basarken her kökleyişinde amcığı daha derinleşiyor. Sert gövdesiyle vurdukça kadın ıslık çalar gibi inliyor, gırtlağından boğuk sesler yükseliyor. Arka kapıyı oldukça geniş açmış halde tırnaklarını adamın sırtına geçirirken, yoğun acıyla karışık haz birbirine karışıyor. Her sikilirken assındaki kaslar gerilip gevşiyor; adamın kokusunu içine çekip daha da deli oluyor.
Yarağını iyice sapladıktan sonra ritmi hızlandırıyor; kadın başını arkaya atıp bağırıyor, omuzlarını yukarı indirip amcığını daha çok içine çekmeye çalışıyor. Kumun üzerinde kaygan tenlerin sürtüşmesi yankılanırken adamın her kökleyişi kadının içinden bir kıvılcım koparıyor. Dudağında hırçın bir gülümseme var; sınırlar zorlanıyor ve durmak yok artık. İnatla devam eden bu kirli oyun sonunda kadın bacaklarını iyice açıyor ve dayanılmaz bir şekilde boşalıyor; sıcak sıvılar kumlarda yayılırken adam da ardından son damlasını bırakıp bedenini kadının üzerine bırakıyor.
O an sahil sessizleşmiş, sadece iki bedenin ve dalgaların coşkusu kalmış geriye…

